Endüstri Devrimi Kelebekleri, evrim teorisinin hayali mekanizmalarından olan “Doğal Seleksiyon” a gösterilen en büyük delil olarak kabul edilir. Öyle ki deneyin mimarı olan İngiliz fizikçi ve biyolog Bernard Kettlewell; Scientific American için yazdığı bir makalede bu olayı, “Darwin’in Kayıp Kanıtı” olarak isimlendirmiştir. ¹ Ancak durum göründüğünden çok farklıdır. Deneyin bilimsel olarak yapılmadığı, sonuçlarının da bilimsel sayılamayacağı sonradan ispatlanmış ve evrimciler için tam bir hayal kırıklığı olmuştur.
Bu hikaye, Bernard Kettlewell’in 1950’li yıllarda yaptığı bir seri deneye dayanmaktadır. Kettlewell, deneyleri süresince güve kelebeklerini incelemiş ve güve kelebeklerinin sayılarındaki değişikliği, hava kirliliği sonucunda ağaç gövdelerinin renklerinde oluşan değişikliğe bağlamış; açık renkli güve kelebeklerinin zamanla koyu renkli kelebeklere dönüştüklerini ileri sürmüştür.
İngiltere’de gerçekleşen sanayi devriminden önce, ağaç kabukları açık renklidir ve buna bağlı olarak ağaçların üzerlerine konan koyu renkli güve kelebekleri kuşlar tarafından kolay farkedilir ve yaşama ihtimalleri oldukça azalır. Sanayi kirliliğinden sonra ise, ağaçlara renk veren likenlerin (bir çeşit yosun) ölmesiyle ağaçlar koyulaşır ve bu sefer de açık renkli güve kelebekleri ağaçlarda daha çok farkedilmeye ve avlanılmaya başlarlar. Sonuçta açık renkli güve kelebeklerinin sayıları azalırken, koyu renkli güvelerin sayılarında artış olur. İşte evrimciler bu olayın evrime en büyük kanıt olduğunu söyleyerek, doğal seleksiyon yoluyla açık renkli kelebeklerin zamanla koyu renkli kelebeklere dönüştükleri yönünde göz boyarlar.
Hâlbuki evrimcilerin iddia ettiği bu örnek kabul edilse bile yeni bir tür meydana gelmemiş, zaten daha önceden var olan koyu ve açık renkli kelebeklerin sayılarında farklılıklar olmuştur. Bu örneğin evrim teorisine bir kanıt olarak gösterilmesi için, güve kelebeklerinin evrim teorisi gereği daha önceden doğada var olmayan yeni bir tür olarak ortaya çıkması gerekmektedir. Kelebekler, tür değişimi meydana gelecek şekilde yeni bir organ veya özellik kazanmamışlardır. Bu ve bundan sonra açıklayacağımız deliller göstermektedir ki, güve kelebeklerinin sayılarında meydana gelen bu değişiklik evrime bir delil olamamaktadır.
Ancak hikâyenin bir diğer boyutu daha vardır. Sanki bu bilimsel geçerliliği olan bir deneymiş gibi, hemen her evrim yanlısı biyoloji kitabında delil olarak gösterilmektedir. Jonathan Wells’in dediği gibi bir ikon haline gelmiş olan bu örnek, gerçekleri saptırılmış ve bilim skandalı olarak tarihte yerini almıştır.
Koyu Renkli Kelebeklerin Artışında Ağaç Kabuklarının Rolü Yoktur
O dönemde, İngiltere’nin birbirinden farklı birçok bölgesindeki güve kelebekleri sayılarında çelişkiler vardı. Örneğin;
A) Manchester’da koyu renkli güve kelebeklerin sayıları hiçbir zaman teoremin öngördüğü kadar fazla olmadı.
B) Doğu Anglia’da alacalık likenle kaplı (açık renkli) ağaç kabuklarına rağmen fazlaydı. Oysa teori açık renkli ağaçlara konan kelebeklerin kuşlar tarafından fark edilip avlanacaklarını ve bu sayede sayılarında azalma olacağını öngörüyordu.
C) 52 derece enleminde kirliliğin kontrol altına alınması ile koyu renkli kelebeklerin sayıları azalmıştı, ancak güney kesimlerde anlaşılamayan şekilde artmıştı.
D) Wirral yarım adasında koyu renkli kelebeklerin sayıları, likenler ağaçlara dönmeden önce azalmaya başlamıştı. ²
Bu tutarsızlıklar, teorinin öngördüğü şekilde, kelebek sayılarındaki değişimin sadece ağaçlardaki likenlerle ilgili olmadığını, daha farklı etkenlerinde olabileceğini göstermişti. Nitekim bu amaçla yapılan deneylerin sonuçları da bunu gösteriyordu.
Eğer söylendiği şekilde, alacalık likenlere bağlı olsaydı; “gizlenilecek yerlerin gizlenenden daha önce değişmesi” gerekirdi. Bulgular bazı bölgelerde likenlerin geri gelmesinden önce, koyu renkli kelebek sayılarında azalma olduğunu gösteriyordu.
Doğal Olmayan Test Ortamları ve Sahte Resimler
1960 ve 1970 yıllarında yapılan birçok deney sonucunda; Kettlewell'ın söz konusu deneylerini, güvelerin doğal ortamlarında gerçekleştirmediği, doğal yerleşim yerlerinin kullanılmadığı ortaya çıkmıştır. Sadece bu sonuç bile Kettlewell’in yaptığı deneylerin geçersizliğini ispat etmeye yetmektedir.
Güve kelebekleri normal şartlarda, geceleri uçar ve sabah vakitlerine yaklaşıldığında gün ağarmadan ağaçlarında dinlenmeye çekilirlerdi. Ancak Kettlewell deneylerinde güve kelebeklerini ağaç gövdelerine koymuş ve gözlemlerini gündüz yapmıştır. Güve kelebekleri gündüz saatlerinde uyuşuk olduklarından dolayı, bırakıldıkları yerlerde kalıyorlardı. Dahası Kettlewell, bu deneylerinde ölü kelebekleri iğne ve yapıştırıcı ile ağaç gövdelerine tutturarak yapıyordu. Kendisi, bu konuda rahatsız olacak ki şu itirafı yapma ihtiyacı bile duymuştu :
"Kabul ediyorum ki, kendi tercihlerine kalsalardı, ağaçlarda daha yüksek yerleri mesken tutarlardı." ³
Evrim yanlısı biyoloji kitaplarında gösterilen resimler, işte bu yolla çekilmiş sahte resimlerdir. 1980’li yıllarda yapılan birçok araştırmaya göre, deliller güvelerin ağaç gövdelerine konmadıklarını gösteriyordu. 1984 yılında Mikkala’nın yaptığı testler sonucunda; "geceleyin aktif olan güvelerin, gözün göreceği aydınlıkta bırakıldıklarında yaşam yerlerini çabucak bulabildiklerini ve normal yaşam yerlerinin muhtemelen ağaçların üst kısmındaki az veya çok yatay, küçük dallar olduğunu gösteriyordu." ⁴ Birçok farklı biyoloğun yaptığı deneyler de Mikkala’nın gözlemlerini doğruluyordu.
Cyril Clarke ve arkadaşlarının 25 yıllık gözlemleri sonucunda ise; tek bir pulkanatlı güve kelebeğinin bir ağaç gövdesine doğal yolla konduğu şeklindeydi. Yıllarca yapılan bu deneyler göstermiştir ki, bahsi geçen deney güvelerin doğal ortamlarından uzak tamamen yapay ortamlarda yapılmıştır ve sonuçları gerçeği kesinlikle yansıtmamaktadır.
Chicago Üniversitesi evrimci biyoloğu Jerey Cayne, doğal ortamlarından tamamen uzakta yapıştırma ve iğneleme yöntemi ile yapılan bu deney için şu açıklamayı yapmıştır:
"Evrimin bilindik örneklerinin sağlamlığı şimdi tehlikededir ve yapıştırıcı fabrikasından ziyade ciddi şekilde dikkate ihtiyacı vardır." ⁵
Görüldüğü gibi evrimcilerin bir ikon olarak savunduğu ve tamamen geçersiz verilere dayanan bu "Endüstri Devrimi Kelebekleri" mekanizmasını kabul ettirebilmek için her türlü yola başvurabilmektedirler. Bugün sanki bilimsel bir deneymiş gibi öğretilmeye çalışılan bu hayali mekanizma ve resimleri; sahtekârlık boyutuna ulaşmış en çarpıcı örnek olarak nitelendirilebilir. Bir propaganda havasında öğretilmeye çalışılan bu teori, ders kitaplarında sahte resimlerle sunularak ilgi çekici hale getirilmeye çalışılmaktadır. Ancak gerçek şudur ki, doğal seleksiyonun en ünlü örneği, bir bilim skandalı olarak tarihte yerini almış, evrimcilerin iddia ettiği gibi bir canlıya yeni bir organ ekleyip çıkartarak bir türü başka bir türe dönüştüremeyeceği çok açık şekilde görülmüştür.
Evrimci biyolog Jerry Coyne, bu deneyin geçersizliğinin anlaşılması sonucunda şu itirafı yapmıştır :
"Benim kendi tepkim, altı yaşımda iken, Noel'de bana hediye getirenin Noel Baba değil de kendi babam olduğunu anladığımda kapıldığım dehşete benziyor." ⁶
Tüm canlılığı, bir örnek edinmeksizin Yüce Allah’ın yarattığı çok açıktır. Tek bir plastik bardak bile, tek başına, kendi kendine oluşamazken, kusursuz ve olağanüstü milyonlarca kompleks sistemlerin rastlantısal tesadüflerle oluştuğunu ileri sürmek akla, mantığa ve bilime aykırıdır. Bu, sırf Allah inancını kabul etmeyen materyalist felsefenin doğurduğu yanlış ve yanıltıcı bir inançtır. Yüce Allah bir ayetinde şöyle buyurmuştur :
De ki: "Siz, Allah'ın dışında taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Bana haber verin; yerden neyi yaratmışlardır? Ya da onların göklerde bir ortaklığı mı var? Yoksa biz onlara bir kitap vermişiz de onlar bundan (dolayı) apaçık bir belge üzerinde midirler? Hayır, zulmedenler, birbirlerine aldatmadan başkasını vadetmiyorlar. (Fatır Suresi, 40)
1- Evrimin İkonları –s.138
2- Evrimin İkonları –s.139
3- Evrimin İkonları –s.142
4- Evrimin İkonları –s.143
5- Evrimin İkonları –s.146
6- Evrimin İkonları –s.150